’Bread fruit’ ya da ’artocarpus incisa non seminifera’ adıyla anılan ’ekmek ağacının, anavatanı, ’pasifîk adalarıdır.4’3 Diğer tropik bölgelerde de yaygın olarak dikilmektedir.
Ancak Asya Sunda Adaları’nda daha yoğun olarak yetiştirilir. Meyveleri küre şeklindedir, genellikle çift olarak yetişir ve her birinin çapı 10-17,5 santimetre arasında, yani kavun iriliğindedir. Her birinin ağırlığı ise ortalama 1,5 kg.’dır. Dış rengi sarı-yeşildir. Yıldız şeklindeki yapraklarının büyüklüğü 25-50 cm’yi bulur. Boyu, yöreye göre 20 metreye kadar uzayan bu bereketli ağaç, bütün yıl ürün verir. En verimsiz döneminde bile, 8 ay aralıksız meyve verir.
Ekmek ağacı
Birçok hastalığı tetikliyor.
Eskiden asiller beyaz ekmek, garibanlar kahverengi ekmek yerlerdi. Beyaz ekmek bir statü meselesiydi. Beyaz hastalığı çoban Mehmet’e kadar ulaştığında, beyaz ekmek artık köylü yiyeceğine dönüşmüştü. Plan tıkır tıkır işliyordu.
Çünkü "beyaz undan yapılmış ekmek katkı maddesi eklenmese bile, şişmanlığın yanı sıra basur, ülser, koroner kalp hastalıkları, damar hastalıkları ve şeker hastalığı gibi birçok hastalığın tetiklenmesine yardımcı oluyor" du. Artık herkes için ilaç kuyruğuna girme dönemi başlamış oldu.
Jelâtin besleyici midir?
İnsanların, jelâtine hiçbir koşulda ihtiyacı yok, bu maddenin hayatımızı devam ettirmemize ve büyümeye hiçbir desteği yok. Bu nedenle, jelâtin eksikliği gibi bir kavramdan söz edilemez. Ayrıca bir insan, meselâ sadece buğday yiyerek yaşayabilir ancak jelâtin tüketerek hiç kimse hayatta kalamaz. Zaten jelâtin, tek başına bir gıda olarak da tiiketil(e)mez. Jelâtinin ağızda gevilmesine gerek olmadığı gibi, midede hiçbir sindirime ihtiyaç duyulmadan tümüyle bağırsaklarca emilir. Bu nedenle ameliyattan çıkmış hastalara, hastanelerde jelâtin yedilir. Hiç kimse, ’bu hayvansaldır, menşei de bilinmemektedir, yer misiniz?’ diye de sormaz.
Jelâtin, haz endüstrisinin altın bileziği durumuna gelmiş bir katkı maddesidir. Muhtemelen Müslümanlar içinse, kişilik sorunlarına neden olan bir ifsat ürünü… Bitkisel kaynaklı olmayan her türünden, tüm insanlığın sakındırılması gerekir.
Balın rengi, yöreye ve yörenin bitki örtüsüne göre değişir.
Eski kitaplar, ’en beyaz, keskinlik bakımından en yumuşak ve tadı en normal olan bal en iyisidir, en safıdır’ diye yazıyorlar. Hakiki balın rengi, yöreye ve yörenin bitki örtüsüne göre değişir. Fabrika balının rengi, kokusu ve tadı ise, arı yerine sahte bal üreten kimsenin yeteneğine ve vicdanına kalmış bir durumdur.
Balın, ayet-i kerimede ’selva27* olarak adlandırılması, ’bütün tatlılardan vazgeçirecek kadar üstün nitelikte olmasındandır.2" Yaygın kanaatin aksine, bal ortam ısısına bağlı olarak kristalleşebilir. Bu kristalleşen bal besin değerini kaybetmez, bu nedenle bu haliyle de tüketilebilir. Kristalleşmiş balın, 45°C’yi geçmeyen sıcaklıkta, su dolu bir kabın içinde su ile temas etmeyecek şekilde bekletilmesiyle, normal haline dönüşmesi sağlanabilir.
Süpürge darısı şekeri
Süpürge darısı şekeri
Bir çeşidi de Meksika’ya özgü olan, çoğunluğu Doğu Afrika’nın tropik bölgelerinde yetişen sorghum, Türkiye’de ’süpürge darısı’ olarak bilinir. Yaklaşık 20 çeşit türü olan bu bitkinin; şeker darısı, akdarı, kaynaş/Halep darısı, Sudan otu gibi türleri vardır. 3 metre boya erişebilen bu bitki, aslında bir tahıl türü olup buğday ailesindendir. Yüksek enerji içermesi nedeniyle, yem bitkisi olarak kullanılır. En yaygın olarak Güney Avrupa, Amerika ve Güney Asya ülkelerinde yetiştiriliyor.
Sıcağa, kurağa dayanıklıdır ve toprak ayırt etmeksizin her tür toprakta ve her tiirlü iklimde yetişebiliyor. Su ve gübre gerektirmediği gibi, tuzlu ve alkali toprak¬larda bile yetişebiliyor. Akdeniz iklimi, en kolay yetiştiği iklimlerden biridir. Yüksek enerjili bu bitki, Türkiye’de bazı bölgelerde çok az miktarlarda da olsa, büyükbaş hayvanların yem ihtiyacını karşılamak için yetiştiriliyor. Meksika gibi ülkelerde ise rafine edilmeksizin pudra kıvamında, saf ve çiğ sorghum şekeri üretiliyor. Bu ürün Türkiyede bulunabiliyor mu bilmiyorum, ama belki bu vesileyle üretecek veya ithal edecek kimseler çıkabilir.
Bir patojen tüm insanları bir anda sarabilir.
Düşüncesizce sömürülen dünyada ortaya çıkan veya laboratuvarda üretilen bir patojen, iyice savunmasız hâle getirilen insan ve diğer türleri kurban seçebilir. Üstelik bunlar, gıdalarla kolayca yayılabilir. Meselâ, ABD’nin et tüketiminin yüzde 50’sini veya dünya et pazarının yüzde 25’den fazlasını tek başına kontrol eden bir şirket ya da tavuk türlerinin tümünü tekeline alan bir şirket tarafından, her civcivle gönderilecek bir patojen tüm insanları bir anda sarabilir. Bu olmasa da, bütün insanların bu korkuyla yaşatılması bile büyük bir hastalıktır, paranoyadır. Tümüyle bir denge ve dolayısıyla fıtrat üzere yaratılmış olan bu dünyada, türü ortadan kalkan her canlı veya daha az biyoçeşitlilik, daha çok hastalık demektir. Unutulan şey, her bir bitkinin aynı zamanda, savunma sistemini koruyan güçlü bir şifa kaynağı olmasıdır. Bir havuzun devirdaim sisteminin arızalanması, o havuzdaki suyun ko-kuşması ve patojenlerin yaygınlaşmasına neden olur. Bu kokuşma burada cereyan eden yaşamın önemli bir kısmını ortadan kaldırır. Kâinat bir havuz olarak kabul edilirse, orada meydana gelen her olumsuzluk, orayı paylaşan tüm organizmaları tehdit eder. Aslında, dünyada olup biten bundan ibarettir. Eldeki veriler, Kıyamet’in hızla yaklaştığının en büyük habercisi. Ağır çekim hızında devam eden Kıyamet süreci, günümüzde görünmez ama bildik bir el tarafından sürekli hızlandırılıyor. Ve onlar bu durumu ’Tanrıyı Kıyamete zorlamak’ olarak adlandırıyor
Gıda tüm canlıların en temel hakkıdır.
Gıda tüm canlıların en temel hakkıdır. Aslında dünyanın meselesi, ne et ne de paradır. Dünyada iki temel mesele vardır: Ot ve hâkimiyet. Ot yani bitkiler, insanların yanı sıra tüm hayvanların, hatta diğer tüm canlıların yaşam kaynağıdır. İlk günden bu yana tüm mücadele, hâkimiyet mücadelesidir. Gelinen nokta da çok nettir: Ota hâkim olan, insanlığa hâkim olur. Gıda hakkı, Allah’ın tüm yarattıklarına bahşettiği haktır. Bunu hiçbir birey, şirket ya da örgüt herhangi bir ad altında kısıtlayamaz. Bu hak, kimse için herhangi sözleşmeden doğan bir hak da değildir. Yasa, anayasa hatta uluslararası sözleşmelerin bu hakkı tanıyıp tanımadığının, bütün bunların yazılı hâle getirilip getirilmediğinin de hiçbir itibari değeri yoktur. Yaratıcının bahşettiği hakları sınırlamak veya yarattıklarının elinden almak da sadece Onun (c.c.) hakkıdır. "Yeryüzünde kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın."’9
"O nankörler Allah’ı bırakıp, onlar için göklerden ve yerden hiçbir rızka sahip olmayan ve buna güçleri de yetmeyen şeylere tapıyorlar."
"Nice canlı mahlûk vardır ki onlar rızıklarını taşıyamazlar. Onlara da, size de Allah rızık verir. O, hakkıyla işitendir, bilendir."1’
"Allah’ın rızkı dilediğine yayıp genişletmekte ve dilediğine daraltmakta olduğunu görmediler mi? Elbette bunda, inanan bir toplum için ibretler vardır."12
Continue reading »
Sebze ve meyvelerin doğal olması.
Tabii ki yenilecek tüm sebze ve meyvelerin doğal olmasına mutlaka dikkat etmek gerekir. Bu, her grup için dikkat edilecek temel prensiplerdendir.
Doktorlar insanları belli bir yaştan soma, kırmızı et, yağ, tuz, şeker ve ekmekten uzak durmalarını tembih ediyorlar ya, bu hem doğrudur hem yanlış. Doğrudur; evet A grupları kırmızı etten muhakkak uzak durmalı. Sıfır grupları ekmekten, B grubuna mensup olanlar mercimek ve tavuk etinden, AB grupları yağdan ve tüm gruplar belli bir yaştan soma tuz ve şekerden uzak durmalıdırlar.
Balı Peteğiyle Alın
Hakiki bal almak istendiğinde petek bal almak hemen hemen yeterlidir. Süzme balların bal olmama ihtimali, petek bala göre daha yüksektir. Çünkü bunların bir kısmı maalesef kimyasal yollardan elde edilen ve bal aromalı, şekerlenmeyi önlemek için de içerisine limon asidi katılmış reçeller olabilmektedir.
Dolayısıyla eğer hakiki manada petek balı alırsanız bal almış olursunuz. Tabii ki arının çiçek tozu devşirdiği alan ve o alanda bulunan çiçeklerin türü balın kıymetini artırır veya azaltır.
Hepsi bu… Ayrıca eğer süzme ballar soğuk pres ile değil de sıcak pres ile sıkılarak elde ediliyorsa bal, kendi içeriğinden çok şeyi bu işlem esnasmda kaybediyor. Petek bal her durumda daha sağlıklı bir tercih.


